İkinci İnönü ve Sakarya Zaferlerinin Türk Kamuoyundaki Yankıları

Yrd. Doç. Dr. Metin Ayışığı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin kurduğu düzenli birliklerin ilk savunma savaşı olan "I. İnönü Muharebesi"nin zaferle sonuçlanması, daha sonra kazanılacak olanların ilk habercisi idi. Elde edilen bu büyük basan yurdun her tarafında sevinç gözyaşlarıyla karşılandı, Mustafa Kemal Paşa, cephe komutanı albay İsmet (İnönü) Bey'i meclis adına kutladı, Yunan ordusunda büyük moral bozukluğuna sebep olan Türk zaferi, İstanbul basınında günlerce manşetten inmedi. O sırada Ankara'da bulunan İstanbul hükümeti dahiliye nazın Ahmed İzzet Paşa, bu galibiyet dolayısıyla genel karargâha giderek umumî sevince katıldı. Bu zaferde büyük rol oynamış olan eski talebeleri İsmet ve Refet Paşaları kutladı.(1) Ankara'nın bu haklı mücadelesine sıcak bakan sadrâzam Tevfik Paşa, Yunanlılar'ın 21 Şubat 1921'de 70-80 bin kişilik bir kuvvetle saldırıya geçeceği haberini aldığını Mustafa Kemal Paşa'ya bildirdi. Ayrıca onun ve arkadaşlarının hakkında daha önce alınmış olan idam kararlan kaldırılarak, milliyetçiler için yasaklanmış olan "Bey ve Paşa" gibi unvanların yeniden kullanılması serbest bırakıldı. Dahiliye nazın İzzet Paşa ise, basına verdiği beyanatta "Ankara için Misâk-ı Millî'nin rehber" olduğunu söyledi. (2)

II. İnönü Zaferi

Türk ordusunun yeterince kuvvetlenmesine fırsat vermek istemeyen Yunanlılar Londra konferansının sonucunu beklemeden, Sevr'i kabule mecbur etmek için İzmir'e yeni kuvvetler çıkartıp, Trakya'daki birliklerini Anadolu'ya taşıdılar. Türk ordusunun silâh, cephane ve malzeme durumu sön derece zayıftı. Salgın hastalıklar, yiyecek ve ilâç yokluğu Türk askerini kınıyordu. Bütün hazırlıklarını tamamlayan Yunan ordusu 27 Mart 1921'de İnönü mevzilerini sıkıştırmaya başladı. 30 Mart'a kadar süren ve zaman zaman süngü muharebesi hâlini alan çarpışmalar sonunda, Yunanlılar Refet (Paşa) Bey komutasındaki birliklere saldırmışlar ve Afyonkarahisar'ı işgal etmişlerdi. Ankara'ya başvuran Refet Bey'e 900 tüfek ve 4 makineli tüfek mevcudu olan Meclis muhafız taburu gönderilmişti. Bunun üzerine karşı taarruza geçen Türk birlikleri düşman ordusunu perişan etti. Yunan ordusu l Nisan 1921'de yenilgiyi kabul ederek çekilmeye başladı. Refet (Paşa) Bey'in komutasındaki Türk süvarileri Yenişehir ovasına doğru çekilmekte olan düşman birliklerine ağır darbeler indirerek, bu geri çekilmeyi hezimete çevirdi. Batı cephesi kumandanı İsmet Paşa Yunan çekilişini l Nisan'da Metristepe'den Ankara'ya telgrafla bildirdi. Mustafa Kemal Paşa da aynı gün çekmiş olduğu telgrafla, bu büyük basandan dolayı İsmet Paşa'yı kutladı. (3)

Bu büyük zaferle ordusuna ve komutanlarına güveni bir kat daha artan Türk halkı âdeta coşmuştu. İstanbul'da mitingler tertip edilerek zaferden duyulan büyük memnuniyet dile getirildi. "Hilâl-i Ahmer" için yardım kampanyaları açıldı. Aralarında İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri, aydınlar, memur, esnaf, işçi her kesimden insanlarımızın katıldığı bu kampanyanın ilk iki gününde ulaşılan rakam 115.661 kuruştu. (4) 14 Nisan 1921 tarihi itibariyle, Padişah Anadolu'da şehit düşen ve yaralanan Türk askerlerine verilmek üzere 10.000 lira, saray mensupları 3000 lira, veliahd Abdülmecit Efendi 1000 lira ve hanımı da 200 lira vermişlerdi. Böylece toplanan yardım 25 Mayıs 1921 tarihinde 215.000 liraya ulaşmış bulunuyordu. (5) Ayan Meclisi üyelerinin 750 lirayla katıldığı bu kampanyaya, Kasımpaşa Polis Merkezi memurları da, maaşlarını muntazaman alamamalarına rağmen 97.5 lira ile destek vermişlerdir. (6) Bu arada 6 Nisan 1921'de İstanbul Üniversitesi tarafından Anadolu'da şehit düşen askerlerin ruhu için Bayezid Camii'nde okutulan mevlide coşkulu bir kalabalık iştirak etmiştir. (7) Halide Edip (Adıvar) Hanım da, "Hilâl-i Ahmer Cemiyeti"ne çektiği telgrafla İstanbul hanımlarını Anadolu'da şehit düşen vatan evlatlarına yardıma çağırmıştır. (8)


Halide Edip'in bu hususta çekmiş olduğu telgraf aşağıdadır: (9)

Suret


Müdür-i Umûmî Şemseddin Bey'e                                        Devlet-i Osmaniye, Posta ve Telgraf ve
Mahreci: Ankara                                                                                Telefon Müdüriyet-i Umûmiyyesi
17/4/337 Saat: 11 / 20                                                                            Müdüriyet: Kalem-i mahsus


Zîrde yazılan şu telgrafın Hilâl-i Ahmer'e sür'atle tevdiine himmetleri mercûdur efendim.

    Mehmed Sabri                                                                                                    16 / 4 / 337
 

Umum vilayât, mutasarrıflar ve Deraliyyede Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla, merkez-i Deraliyye hanımlarına. Biz Ankara anaları, memleketin istiklâl ve şerefini, İnönü'de zaferleri bir hakikat hâline sokan mübarek şühedâmızın evladlarının istikbâl ve saadetini te'min için toplandık ve bütün Müslüman hanımlarına Anadolu'da şüheda evladlarına muavenet için müracaat ettik. Her vilayât hanımlarının kendi vilayâtları şühedâsı evladlarına bakmak için cemiyet hâlinde toplanmalarını teklif ediyoruz. Bütün memleketin iştiraki ile kazanılan zaferimizle sizi tebrik eder ve Cenâb-ı Hak'dan hayırlı vazifenizde muvaffakiyet dileriz.

27 Mayıs 1921'de Osmanlı Hükümeti, Hilâl-i Ahmer cemiyetinin getirteceği eşyanın gümrük vergisinden muaf tutulması hususunda karar almıştır. (10) Yine aynı cemiyet 40 doktor ve 10 eczacıdan oluşan 50 kişilik bir âcil sağlık ekibini gizlice İnebolu'ya gönderdi. 19 Nisan 1921'de karaya çıkan bu heyet, Kastamonu üzerinden Ankara'ya geçmiştir. (11) İstanbul halkının yardımlarından dolayı son derece mütehassis olan Mustafa Kemal Paşa, Hilâl-i Ahmer'e teşekkür telgrafı göndermiştir. Bu anlamlı dayanışmaya bir örnek olarak, Tirebolu'nun Harşid nahiyesinden Yakup oğlu Mustafa Ağa, Mustafa Kemal Paşa adına bir idadî yaptırmıştır. (12) Bunun yanısıra veliahd Abdülmecid Efendi'nin oğlu Ömer Faruk Efendi de, Millî Mücadele'ye katılmak için 26 Nisan 1921'de İnebolu'ya hareket etmiştir. Ancak Mustafa Kemal Paşa, 27 Nisan'da çekmiş olduğu telgrafla, şehzadenin o sıra Anadolu'ya geçmesini sakıncalı bulmuştur. (13) İnönü muharebelerinde ordunun ön saflarında kahramanca çarpışan Türk kadını 3 şehit vermiştir. Yedisi yaralanarak gâzi olan toplam 12 Türk kadını İstiklâl madalyası ile onurlandırılmıştır. (14)

Anadolu istiklâl-i şüheda evladları anaları                                                        16/4/1337
Miting hey'eti nâmına                                                                                Aslına mutabıktır (Mühür)
Halide Edip                                                                                                Müdüriyet: Kalem-i mahsus
                                                                                                            Posta ve Telgraf ve Telefon Nezareti,
                                                                                                                    Kalem-i mahsus Müdüriyeti


Genç kızlar, kadınlar, nineler kendi elleri ile cephane yapıyorlar, mermi dolduruyordu.

Damat Ferit hükümetlerine göre çok farklı bir tutum içinde bulunan İstanbul Hükümeti Samsun, Sinop, İnebolu ve Karamürsel'in Yunan savaş gemilerince bombardıman edilmesini ve geçici olarak işgal altında bulunan yerlerde yaşayan Rumların Yunanlılar tarafından askere alınmasını protesto etmiştir. (15) Bu arada 11 Haziran 1921'de Atina'dan İzmir'e hareket eden Kral Konstantin, Yunan ordusunun "Bizans'a, Ankara'ya" çığlıkları arasında 13 Haziran'da karaya çıkmıştı. Halbuki haziran ayında İngiltere'nin davetine uyarak Londra'da toplanan İtilaf devletleri temsilcileri çoktan bir karara varmışlardı. Nitekim onların 20 Haziran 1921 tarihi arabuluculuk teklifine Yunan Hükümeti red cevabı vermiştir. (16)

Onları böyle bir karar almaya götüren sebep, Anadolu'daki kuvvetlerini 11 tümene çıkarmış olmalarıydı. Ancak Yunanistan'ın bu muazzam yığınağı karşısında Ankara yeterince hazırlıklı değildi. Seferberlik tamamlanamadığı gibi, ordunun silah cephane, giyecek, araç ve gereç sıkıntısı had safhadaydı. İtalya ve başka kaynaklardan silah temin edilmeye çalışılıyordu. (17) İşte durum bu merkezde iken Yunan kuvvetleri 10 Temmuz 1921'de saldırıya geçtiler. Şiddetli çarpışmalar sonucunda Afyon, Kütahya ve Eskişehir Yunanlıların eline geçti. Mustafa Kemal Paşa'nın müdahalesi ile ordu geri çekildi. Hatta T B M Meclisi'nin gizli toplantısında resmî evrakların bile Kayseri'ye götürülmesine karar verildi. (18) Geri çekilme harekâtını 25 Temmuzda tamamlayan Türk ordusunun cephede ve bilhassa cephe gerisindeki kayıpları çok büyüktü. Anadolu insanı kadını, kızı, ihtiyarı ve çocuğuyla hastanelerde, yollarda menzil hizmetlerinde, ordu ambarlarında cephedeki birliklerin başarısını temin eden çok önemli hizmetlerde canla başla çalışmıştır. Aynı gamanda (T B M) Meclisinde milleti temsil eden ve onun vekilleri olan mebuslardan asker ve doktorlar da II. İnönü muharebesinde olduğu gibi, vatan müdafaası için çarpışmak üzere cepheye hareket etmişlerdir. (19) Milletvekillerinin fiilen harbe iştirak etmesi, şüphesiz Türk ordusunun moral gücünü arttırmıştır. Bu gelişmeler üzerine, Mustafa Kemal Paşa'nın talebi ile Meclis 5 Ağustos 192Fde üç ay süreyle bütün yetkilerini kendisine devretti. Mustafa Kemal Paşa ise, başkomutanlık kanununun kendisine tanıdığı yetkileri kullanarak 7-8 Ağustos 1921 tarihinde halkı maddî ve manevî tüm kaynaklarıyla Millî Mücadele'ye katılmaya çağıran "Tekâlif-i Millîye Emirlerini" yayınladı.

SAKARYA ZAFERİ

Türk halkının vatanını savunmak için gösterdiği kararlılık karşısında, Lloyd George'un 10 Ağustos'ta, "Sevr Antlaşması yırtılmış olduğundan silâh ticareti serbesttir." (20) demesine rağmen general Papoulas Yunan ordusuna yürüyüş emrini verdi. Baş kumandan Mustafa Kemal Paşa ise, beraberinde Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa olmak üzere 12 Ağustos'ta Polatlı'daki cephe karargâhına geldi. 13 Ağustos'ta Türk mevzilerine ileri harekâta başlayan Yunanlılar, 14 Ağustos 1921'de Sivrihisar'ı işgal ettiler. 24-25 Ağustos günleri çok kanlı çarpışmalar meydana; geldi, İsmet Paşa çekilmeyi önerdiyse de bunu kabul etmeyen Fevzi Paşa, adım adım savunma ile düşmanın yıpratılacağım belirterek kabul etmedi. 31 Ağustos'ta Yunan taarruzunun tehlikeli bir şekilde gelişmesi üzerine, Mustafa Kemal Paşa, ünlü tarihî bildirisini yayınladı: "Hatt-ı müdafaa yoktur. Sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla sulanmadıkça düşmana terk olunamaz." (21)

4 ve 5 Eylül'de son bir çaba ile saldırılarını sürdüren Yunan kuvvetlerinin Türk süngüsü karşısında ağır kayıplar vererek geri çekilmesi üzerine, Türk ordusu ileri harekâta geçti. 10 Eylül'de başlayan genel taarruz, 12 Eylül günü düşmanın bozguna uğramasıyla sonuçlandı. 13 Eylül'de büyük Türk zaferini TBMM'ye bildiren Mustafa Kemal Paşa, aynı gün genel seferberlik ilan etti. (22) Türk ordusunun Sakarya muharebesi sırasındaki muazzam direnişine halkın desteği de destanlaşmıştı. Teşkil edilen yardım komisyonları sayesinde, Anadolu'da çarpışan gaziler ve şehit düşenlerin aileleri için büyük miktarlara varan aynî ve nakdî yardımlar yapılmıştır. (23) Bu meyanda Çankırı'da halkın ve Kızılay'ın desteği ile bir hafta içinde 1000 yataklı bir hastane ve Kastamonu'da da 700 yataklı bir hastane teşkil edilmiştir. (24) Ayrıca 9 Eylül 1921 günü "Umumî dua günü" ilan edilerek, bütün İstanbul cami ve mescitlerinde ordunun zaferi için dualar edilmiştir. Ayasofya'da matbuat cemiyeti tarafından okutulan mevlide, saray müezzinlerinden bir heyet de iştirak etmiştir. (25) Sakarya zaferini takiben Başkumandan Mustafa Kemal Paşa cepheden millete yayınladığı beyanname ile, bu büyük zaferin Anadolu insanının topyekün fedakârlığı sayesinde kazanılmış olduğunu bir kez daha ifade etmiştir. (26)

İkinci İnönü zaferinden sonra Garp Cephesi kumandanı İsmet Paşa ile ilerisi için yapılacak işler hakkında görüşüyor.

Daha önce zikrettiğimiz gibi, İstanbul' dan Anadolu'ya yapılan yardımlar aksamadan devam etmiştir. 11 Eylül 1921 tarihinde "İkdam" gazetesinde bir kampanya açılarak, her Türk vatandaşının fedakâr ve kurtarıcı Anadolu'ya şükran ve minnettarlık borcunu ödemek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu borcun bir kilot, bir gömlek ve bir çift çorapla da olsa dahi kısmen ödenebileceği vurgulanmıştır. (27) Giderek artan bir coşkuyla haftalarca devam eden bu kampanyalardan birinde çerçeveli bir ilan göze çarpmaktadır: "Müslüman! Kışı ve Anadolu'yu Düşün!.." (28) 13 Ekim 1921 itibariyle Türk ordusu için toplanan yardım, 3013 kilot, 3045 gömlek 2787 çift çorap, 326 muhtelif eşya ve büyük miktarda nakit paraya ulaşmış bulunuyordu. (29) "Hilâl-i Ahmer" ayrıca onbini yün fanila olmak üzere toplam 60.000 lira daha göndermişti. (30) Müdafaa-i Millîye vekili Refet Paşa da, İstanbul'un son yardımları için Hilâl-i Ahmer'e teşekkür etmeyi unutmamıştır. (31) Yunan ordusunun bozguna uğradığı gün olan 12 Eylül 1921 tarihli "İkdam"-da Halide Edip (Adıvar) Hanım, İstanbul gençlerine şöyle sesleniyordu: ".... Sultan Ahmed'te, Fâtih'te beraber yemin ettik. Bu güzel ve ebedî ahdi size hatırlatıyorum. O günkü yeminimize sâdık kalmamış olacağım. Kalemimiz ile gözlerimiz İstanbul'dan, Fâtih'ten arkadaş fırkanın ayak seslerini bekliyor. (32) Bunun yaraşıra geliri Anadolu'daki gazilerimize verilmek üzere, İstanbul'da matbuat cemiyetinin girişimi ile büyük bir müsamere tertip edilmiştir. Bu tertip komitesinin başkanlığını ise Prenses Zehra Halime Hanım üstlenmiştir." (33) Yine 3 Ekim tarihli "İkdam"da şöyle bir haber yer almaktadır: "İstanbul'un büyüklerine çocuklardan bir ders: Gazi amcalarının ellerini öpmek için diye toplayabildikleri, arttırabildikleri 5 lirayı Hilâl-i Ahmer'e gönderdiler." (34)

KENDİ EL YAZISI İLE Sakarya'dan sonra kendisine Gazi unvanı ve Mareşal rütbesi verildi. Gazi'nin ilk işi, silâh arkadaşlarına şu kadirbilir mesajı göndermek oldu:

NEFERLERE

Kuruluş için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel sizi başka muharebe meydanlarında da tanımış idim. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz; daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir... Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pak kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz bir borç bildim. Sizin gibi kumandanları, zabitleri, neferleri olan bir millete yad elleri atanda köle olmak mümkün değildir. Bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisinin hakkımda yeni bir rütbe ve Gazı unvanıyle tecelli eden iltifat ve teveccühü, doğrudan doğruya size racidir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordu, en şerefli ve en ulu bir gaza ile mümtaz olan, gene ordudur. Sizin kahramanlığınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlıklar pahasına kazanılan büyük muzafferiyetin millet tarafından takdirine delâlet eden bu unvanı ve rütbeyi ancak size izafe ederek, bütün askerlik hayatımın en büyük sermaye-i iftiharı olarak taşıyacağım, Cenâb-ı Hak, giriştiğimiz kurtuluş mücadelesinde şerefli silah arkadaşlarıma kendilerini temyiz eden asaletin, civanmertliğin, kahramanlığın hakkı olan kati halâsı nasib etsin.
20 Eylül 1337

Başkumandan Mustafa Kemal


Bu muazzam muharebelerde, erinden başkumandanına kadar herkesin inançla, yılmadan herşeyini, varını, yoğunu ortaya koyması zaferi sağlamıştır. Anadolu insanı cephe gerisinde kadınıyla, yaşlısıyla canla başla çalışmış, yokluklar içinde yeni mucizeler yaratmıştır. Yunanlılar "Büyük Yunanistan", Türkler ise "Yatardan" için çarpıştılar. Bu mücadele, büyük bir milletin yeniden varoluş savaşıdır. 21 Ekim 1920 tarihinde iktidara gelen son Osmanlı Hükümeti olan Tevfik Paşa kabinesinin Anadolu mücadelesine katkısı inkâr edilemez. Bu hükümet döneminde İstanbul polis müdürlüğüne getirilen, aynı zamanda "Millî Müdafaa Teşkilatı" merkez heyeti başkanı olan miralay Esat (Sonra Paşa) Bey ile Harbiye Nazırlığına getirilen Ziya Paşa'nın çok büyük hizmetleri olmuştur. İstanbul halkı askeri, memuru, işçisi, esnafı, aydını her kesimden insanı ile hep Anadolu hareketinin yanında yer almıştır. İstanbul'daki cemiyetler içinde "Hilâl-i Ahmer"in, gizli teşkilâtlarda görev alan sivil ve askerî memurların, fevkalâde hizmetleri olmuştur. Hamdullah Suphi (Tanrııöver) Bey'in, "İstanbul, Ankara ile birlikte hem ağlamış ve hem de gülmüştür." (35) sözü bir gerçeği ifade etmektedir.

* Bu Makale TÜRK DÜNYASI TARİH DERGİSİ'nin Ağustos 1994 tarihli 92. Sayısında yayımlanmıştır.

DİPNOTLAR

1- Metin Ayışığı, Mareşal Ahmed izzet Paşa (Askerî ve siyasî hayatı), Basılmamış Doktora tezi, İstanbul 1991, s. 299

2- Selahattin Tansel Mondros'tan Mudanya'ya kadar, Ankara 1974, IV, 29; Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, Ankara 1989, I, 136

3- Bu telgrafın tam metni için bk. İkdam, 5 Nisan 1921, s. 8643

4- İkdam, 5 Nisan 1921, s. 8643

5- İkdam, 25 Mayıs 1921, s. 8692. O tarihte bir Osmanh'i altını yaklaşık 7.551ira olduğuna göre, bugünkü Türk lirası olarak karşılığı 78 milyar, 311 milyon,. 257 bin liradır.

6- İkdam, 9 Nisan 1921, s. 8647

7- Hüsnü Himmetoğlu, Kurtuluş Savaşında İstanbul ve Yardımları, C. II, İstanbul 1975, s. 191

8- BOA, D H-K M S, D. 61-1, nr. 5

9- BOA, DH-KMS, D. 61 / l, nr. 5 10- İkdam, 27 Mayıs 1921, s. 8694

11- Hüsnü Açıksöz, İstiklâl Harbinde Kastamonu,

İstanbul 1933, s. 103

12- İkdam, 17 Nisan 1921, s. 8655

13- Nimet Arsan, Atatürk'ün Tamun, Telgraf ve Beyannameleri, Ankara 1991, 400

14- İkdam, 20 Nisan 1921, s. 8658; Gotthard Jaeschke, Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi, Ankara 1989, l, 165

15- İkdam, 17 Haziran 1921, s. 8713; 21 Temmuz 1921, s. 8728

16- Bilâl Şimşir,British Documents on Atatürk, Ankara 1975, III, 442-443

17- Bu hususta geniş bilgi için bk. Millî Mücadele Sırasında İstanbul'dan Anadolu'ya Yapılan Silah Sevkıyatı ve istihbarat Meselesi, Selçuk Üniversitesi, ATA Dergisi, Konya 1992

18- Gotthard Jaeschke, Aynı eser, I, 156

19- Bu millet vekillerinden bazıları şunlardı: (Ayıntab) mebusu Kılıç Ali Bey, (Trabzon) mebusu Rccai Bey, (Lazistan) mebusu Osman Bey, (Kozan) mebusu Dr. Fikret Bey, (Cebel-i Bereket) mebusu Usan Bey ve (Manisa) mebusu Necati Bey. Bk. Tasvîr-i Efkâr, 17 Temmuz 1921, S. 3071

20- Gotthard Jaeschke, Aynı eser, I, 159

21- Atatürk Nutuk, Kültür Bakanlığı Yayınlan, İstanbul

1975, II, 215

22- Bu hususta verilen emrin tam metni için bk. Nimet Arsan, Aynı eser, s. 429

23- Bu yardımlar hakkında geniş bilgi için bk. Metin Ayışığı, 30 Ağustos Zaferi ve İstanbul'daki Yankılan, Tarih ve Toplum, İstanbul 1992, s. 105, sf. 43

24- Nurettin Peker, İstiklâl Savaşı'nın vesika ve resimleri, İstanbul 1955, s. 367-368

25- İkdam, 7 Eylül 1921, s. 8792; 10 Eylül 1921, s. 8795

26- 14 Eylül 1921 tarihini taşıyan bu beyannamenin tam metni için bk. Nimet Arsan, Aynı eser, 431-433

27- İkdam, 11 Eylül 1921, s, 8796

28- İkdam, 2 Teşrîn-i evvel 1921, s. 8817

29- İkdam, 13 Teşrîn-i evvel 1921, s. 8828

30- İkdam, 31 Teşrîn-i evvel 1921, s. 8846. Bu paranın bugünkü (Nisan 94) değeri yaklaşık 21 milyar, 854 milyon, 250 bin liradır.

31- İkdam, 4 Teşrîn-i evvel 1921, s. 8819

32- İkdam 12 Eylül 1921, s. 8797

33- İkdam, 21 Teşrîn-i evvel 1921, s. 8836

34- İkdam, 3 Teşrîn-i evvel 1921, s. 8819. Bu paranın bugünkü (Nisan 94) değeri yaklaşık, l milyon 821 bin liradır.

35- Gotthard Jaeschke, Aynı eser, I, 169