II.ABDÜLHAMİD ZAMANINDA ALMAN ASKERİ FAALİYETİ

İÇİNDEKİLER

  1. GIRIS

  2. II. ABDULHAMID ZAMANINDA SIYASI ORTAM

  3. OSMANLI ORDU YAPISI VE II. ABDULHAMID'E KADAR ORDUDA YENILESTIRME HAREKETLERI

  4. II. ABDULHAMID'IN ORDUDA GOREV ALAN YABANCI UZMANLAR HAKKINDAKI GORUSLERI

  5. ALMAN UZMANLARININ TURKIYE'YE GELISLERI

  6. UZMANLARIN CALISMALARI

  7. SONUC

 

  1. GIRIS

    Osmanli Imparatorlugu'nun kurulusundan itibaren,ordu fikri milli benligin yansimasi olarak dusunulmus ve gercekte Osmanli'nin ic ve dis politikasinda onemli bir yer tutarak gelismesini saglamistir.

    Modernlesme ,bazen batiya ozgu ozgu temel yaklasm ve degerlerle bazen batida gorulen sosyo_ ekonomik kosullarla bazende bu ikisinin bir araya gelmesiyle aciklanabilir.Toplumlarin,moderlesmeye farkli noktalardan farkli ulusal ve uluslararasi kosullar altinda baslamalari izledikleri yolu ve vardikleri modeli az cok degistirir.

    Osmanli devleti de batida ortaya cikan gelismelerin ve bunlarin getirdigi olumlu taraflarin sonradan farkina varmis olsa bile, kendi ulkesinde bir takim yenilik yapma yoluna gitmistir.Bu alanlardan biride ordudur.Devletin varligini surdurebilmesi ve basari kazanabilmesi icin basta orduda yenilik yapilmak istenmistir.Tabii bu yenilikler kimi zaman yenilik yapanlarin hayatlariyla sinirli kalirken, kimi zamanda koklu olarak yerine getirilmemistir.Bu yenilikler cercevesinde teknik sakeri okullar acilmis ve yurt disindan orduda gorev yapmalari icin uzmanlar getirilmistir.Gelen uzmanlarin ne derece sirf askeri islahat icin geldikleri suphelidir.Ama ne olursa olsun orduda gorev alan bu insanlarin olumlu olumsuz etkileri kacinilmaz olmustur.

    II. ABDULHAMID ZAMANINDA SIYASI ORTAM

    Osmanli hukumeti bu donemde cesitli cemaatlerarasinda gelisen milliyetcilik ile buyuk guclerin baskisinin birlesimiyle karsi karsiyaydi.Fransiz ˜ngiltere ve Rus Imparatorluklarinda dunyada Islam dayanismasi duygularini tahrik etme tehtidi yer aliyordu.Buyuk guclerin bircok siyasetcisi, Panislam siyasetinin ciddi olmadigi kanisindaydi ama emin degillerdi.(1)

    Savastan cikip,zayif dusmus Imparatorlukta, ideolojik dirilme ve reform; mesrutiyet rejimi, kanuni idare ile degilde panislamizmle saglanmak isteniyordu.Almanya ise Osmanli Imparatorluguna kendi cikarlari icin nufuz ederken, Islamci ideolojiye de sempatik gorunme gayretindeydi.Islamcilik sadece,II.Abdulhamid yonetiminin yaptigi politika ve ideolojiden ibaret degildi.XIX.yy'in son ceyreginde Islam ulkelerindeki oncu dusunurler, toplumsal ve siyasal modernlesmeyi, Islam devrinin cercevesi icinde fakat genis bir yorumlama ile gerceklestirme gayretindeydiler.Demokratik parlamentarizm, ozgurluk,kadinin uygar bir hayata kavusturulmasi, ekonomik esitlik, yonetimde, toplumsal hayatta, egitimde, teknolojide, modernlesmenin Islam dininin ilkeleriyle mumkun oldugu savunulmustur.Islamcilik bir slogancilik ve gosteriscilikten oteye gecemedi. Cunku, bu moderlesmenin Islam dininin ilkelerine gore yapilabilecegini savunanlarin asil ozelligi, mutlakiyetci hukumet sistemine uzlasmaz bicimde karsi olmalariydi.Yani Osmanli hukumetindeki yonetim bicimini ve diger Islam ulkelerindeki toplumsal ve siyasi duzeni onaylamamaktadirlar.II.Abdulhamd ve cevresindeki yonetici grup boyle dusunurlere karsi durmuslardr.(2)

    Uluslararasi durumda ise, cesitli guclerin rolleri degisime ugramistir. 50'lerin sonlari ile 60'larda Istanbul'da basat guc olan Fransa, Prusya yenilgisinin sarsintisindan kurtulup eski durumuna kavusmaya calisiyordu. Ingiltere 'nin 1882'de Misir'i isgali Osmanli ile iliskilerini gerginlestirmisti.Istanbul'da Ingiltere'nin yerini buyuk olcude Almanya almistir.Cunku, Osmanliler Almanya'yi Avrupali emperyalist guclerin en az tehdit edici olani ve musluman topraklarini somurgelestirmemis,tek guc olarak kabul ediyordu.Almanya tarafindan ise, Osmanli Imparatorlugu bir Alman ekonomik ve askeri nufuz alani yaratilmasinda , basari sansi goruluyordu. (3)

    OSMANLI ORDU YAPISI VE II. ABDULHAMID'E KADAR ORDUDA YENILESTIRME HAREKETLERI

    Osmanli ordusu iki buyuk gucten olusuyordu.Yeniceriler ve oteki ucretli savascilarla, timmmarli sipahiler ve diger eyalet askerleri.Dikkati ceken asil nokta ,orduyla ekonominin temeli olan, timar rejiminin, yani temel uretim araci olan toprak duzeninin uzlastirilmis olmasiydi.Bu ikisi birbirine o denli bagliydi ki , timar sistemi yani toprak duzeni cokerse,Osmanli ordusu da cozulur giderdi.

    Timarli sipahiler tarih sahnesinden cekildiginde , kapukullarinin olusturdugu profesyonel askerlerin onemi artar.Yikici gelismelere de yol acan bir olusumdur.En olumsuz gelismede iktisadi, mali alandadir.Ordu uretici olmaktan cikmis,tuketici hale gelmistir.Artik giderek siyasal yenilisinde odak noktasi olur.Profesyonel askerler icinde basi ceken Yeniceri ocagi da bozulunca XIX.yy. ortalarina dogru kaldirilir ve yeni ordu kurulmaya baslar.(4)

    Turk milletinin son iki yuz elli yillik tarihinde en onemli olay, modernlesme hareketidir.Bu hareket Avrupa devletlerinin, artan gucu karsisinda gerileyen Osmanli Imparatorlugunun cokusunu onlemek ve mumkun oldugu takdirde eski nufuzunu kazandirmak amaciyla yapilmistir.Turkiye'de batililasma yukardan asagiya dogru gelismis, ilk once devletin en yuksek makamlarini isgal eden sahislar,yerli muesseseleri bati orneginde duzenlemek zorunlulugunu anlamislar ve bu anlayis,zamanla daha asagi tabakalara yayilmistiri.Batililasan ilk muessese ordu olmustur.Bati ordusuna karsi koyabilmek , ancak batililarin askerlik usullerini benimsemekle mumkundur. (5)

    Orduyu yenilestirmek iddiasiyla baslatilan reformlar, onceleri Islama donmus Avrupalilarca yurutulmeye baslanmistir.Bu konuda ilk adi gecen Osmanli topcusunu yeniden duzenleyen Comte de Bennaval'dir.Humbaraci Ahmet Pasa diye anilan bu kisinin yerini 1770'li yillarda Macar soylu bir Fransiz olan Baron de DOTT almistir.Ingiliz Mustafa olarakda anilan Campell de, donanmanin yenilestirilmesine katkida bulunacakdir.Fransiz subaylarinin is birliginde, 1794'de yeni ordu kurma calismalari baslayacaktir.Basarisizlikla sonuclanacak olan, bu girisim reformlari devlet katinda bir sorun olarak ele alan III. Selim'i tahtindan edecektir.(6)

    Sultan III. Selim devrinde kurulan, Nizam-i Cedid ordusu Kabakci isyani neticesinde dagilmistir.Sultan II. Mahmud, islahi mumkun olmayan Yeniceri ocagini 1826'da ortadan kaldirmis ve onun yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunu kurmustur.

    II. ABDULHAMID 'IN ORDUDA GOREV ALAN YABANCI UZMANLAR HAKKINDAKI GORUSLERI

    Gayrmuslumlerden askerlik hizmeti istemeyi dusunmek, hayal kurmaktr ve bizim icin intihardan farki yoktur.Hakim Turkler olan biz Turkler tebaamiz dahilindeki diger, din ve mezhepte olan insanlarla musavi sartlar altinda askerlik yapmayi kabul dersek muhakkak kotu bir vaziyete duseriz.Bu milletlerin reisleri ve bilhassa her vesile ile isimize karisan buyuk devletleri yine basimiza dertler cikarmakta gecikmezler. Bir baska mahzurda kislalarda hristiyan askerler icin, kilise ve papaz talep etmeleri olacaktir. (7)

    Hristiyan askerlerden ayri alaylar teskil etmek dusunulebilirsede, bunun siyasi mahzurlari olacaktir.Cunku bu ordu icinde ordu kurmak demektir.Bu hususta endise etmekte hakkimiz vardir.Cunku Imparatorlugumuz dahilindeki hristiyanlar , her zaman buyuk devletlerle bir olup aleyhimizde calismislardir Bu gunde yine buyuk devletlerle gaye birligi yapmaktadirlar.Ancak din ve devlet tamamiyle iki ayri idare olursa, o zaman muslumanlarla hristiyanlarin musterek askerlik yapmalari dusunulebilir.Fakat bu kadar sacma fikri kimse kabul etmez.Bu sebeble de,askeri mekteplerimize giren bir hristiyan talebe muslumanlarla beraber cuma gunu tatil yapar, pazar gunu de yine musluman talebelerle ders gorur.(8)

    Abdulhamid'in burada da belittigi gibi, kendisi orduda gayrimuslimlerin gorev almalarini,istememektedir.Bunlarin mensup oldugu devletlerin, her zaman oldugu gibi Osmanli devletinin islerine karismalarinin, artik normal hale donusecegini belirtiyor.Osmanli devletinin kendi askeri gucune sahip, insanlar tarafindan ilerleyerek, bir yerlere gelmesini istiyordu.Ordunun gucune inandigi icin , sadece teknik alandaki yenilesmeye yonelik cabalarin yetersiz oldugunu anlamistir.Eger askeri konuda uzman ve danisman getirilecekse,bunlarin muslumanligin ilkelerine uygun hareket edip, kontrol altinda tutulmasiyla mumkun olabilecegini belirtiyor.

    ALMAN UZMANLARININ TURKIYE'YE GELISLERI

    1877- 78 Osmanli-Rus savasi , Turk ordusunun cok kotu bir durumda oldugunu acikca ortaya koymustu.Simdi, baska bir Rus taarruzuna karsi koyabilmesi icin Osmanli devletinin ordusunu duzeltmeye calismasi zorunluydu. (9)Savasan ordunun mevcudunun yariya yakini hemen hic egitim gormemisti. Silahlarin yetersizligi ve ilkelligi yaninda yeterli sayida meslekten subay olmayisi ozellikle kucuk komuta kademelerinin bilgisizligi dikkati cekiyordu.

    1870-71 Fransiz-Alman savasinda muharebe gucunu acikca isbat etmis olan Almanya'ya basvurmak en iyi yol gibi gorunuyordu.Diger taraftan, bu donemde Bismarc 'da bolgeye seve seve mudahaleye hazirdi.Bu konuda hem Almanlar'in guclendirilmis bir Osmanli'yi Ruslar'a karsi kullanabilecekleri gibi, hemde zaten Osmanli devletiyle ticarete baslamis olan Alman silah endustrisinin, bir askeri heyetin gonderilmesiyle bolgeye daha etkin sekilde sokulabilecegi umudu kesnlkle rol oynuyordu.(10)

    Almanya bu ideolojik ortamin yardimiyla, Osmanli Imparatorlugu'nda nufuz edebilecegi iki alan buldu.Orduda sivil yonetimdeki islahat ve demiryolu yapimi.I.Abdulhamid doneminde Osmanli ordusunun reform sorunlari on plana alinmakla beraber, yonetim orgutunun butun dallarnda bir reforma girisilmesi kacinilmaz bir gereklilikti.II.Abdulhamid'in gumruklerde, maliyede ve poliste yapacagi duzenlemeler icin gerekli uzmanlari Almanyadan saglamasinin nedenleri vardi. Duyun-u Umumiye'nin kuruldugu, ulkenin bir cok eyaletlerindeki yonetimin asayisin saglanmasi adli,mali reformlar yuzunden uluslararsi bir sorun haline getirildigi doneme girilmisti.Bu nedenle , merkezi idarede, maliyede ,orduda adliyede ve tasra yonetiminde koklu duzenlemelere girismek geregi, Osmanli yonetimi istesede istemesede uluslararasi diplomasinin kararlari yuzunden gerekliydi. (11)

    Turkiye'ye bir Alman askeri heyetin gonderilmesi icin ilk adim II.Abdulhamid tarafindan atildi.Padisah bu istegini Alman buyukelcisi araciligiyla Bismarc'a iletti.O gunlerde Almanlar'in Turkiye'de daha buyuk bir etkinlik kazanmasindan yana olan Bismarc , Viyanadaki muttefik hukumetin, bir Alman askeri heyetinin Turkiye'ye gonderilmesine karsi herhangi bir dusuncesinin olup olmadigini ogrenmek istedi. (12) Cevap, Avusturya-Macaristan hukumetinin Turk ordusunun takfiyesinde bir tehlike gormedigi ve Dogudaki onemli yerlerde diger devletlerin tebalari yerine Almanla'ri gormeyi tercih edecegi seklindeydi.

    Askeri kabine tarafindan onerilen ve I.Wilhelm tarafindan onaylanan subaylar sunlardi;Albay Kaehler, Piyade yuzbasisi Kamphovener, Topcu yuzbasisi Von Hobe Dragon alayindan yuzbasi Rislow, 1883'de ise Von der Goltz Turkiye'ye gonderilmistir.

    UZMANLARIN CALISMALARI KAEHLER HEYETI

    Kaehler ve arkadaslarinin padisahtan aldiklari ilk gorev Turk ordusunun durumu hakkinda bir muhtra hazirlamak ve reorganizasyon icin onerilerde bulunmakti.Bunun uzerine Kaehler, kurmay subay ve ayni zamanda Turk genelkurmayinin ikinci baskani olarak reorganizasyon, seferberlik, egitim vb. konularda genel oneriyi kaleme aldi.

    Kaehler Turk ordusu hakkinda bilgi edindikce , ordunun dis gorunus olarak iyi fakat boyle bir ordunun ic yasam kosullari icin, gerekli anlayisin olmadigi kanisina vardi.Savas icim onceden hicbir sey hazirlanmamisti.Birlik komutanlarinin ogrenimi icin hic bir sey yapilmamisti. (13)Bunun uzerine Kaehler, birliklerin yetersiz olan temel egitimleri icin ornek birlikler teskil edilmesi ve Genelkurmayin yeniden teskilatlandirmasi yoluna gitmis ve paisaha bir reform onerisinde bulunmustur.Padisah bu oneriyi uzun sure inceledikten sonra aslin da Kaehler'i tastik ettigini, fakat bu istekleri yene getirmek icin olanaklarinin cok sinirli oldugunu soyledi.Yani devletin mali gucu gozonune alinmadan hazirlanan bu reform onerileri cok buyuk mali kulfet getiriyordu ve Osmanli butcesinin bunu karsilayacak gucu yoktu. Fakat burada gozardi edilmemesi gereken bir husus daha vardir.II. Abdulhamid icin ordunun guclenmesi ve modernizasyonundan once onemli olan, Osmanli imparatorlugunun ,Almanya'nin siyasi ve ekonomik destegini saglamasi,icte ise guclu ve istikrarli bir monarsik duzen saglamakti.(14) Abdulhamid ordu reformunun yonetimini en ince ayrintilarina kadar kendi elinde bulunduruyordu.

    Kaehler bu sartlar altindaordudaki reform dusuncelerini uygulamaya gecmesi mumkun degildi. Kaehler Istanbul'a gelisinden uc yil sonra oldu.Ama olumune kadar kisa suren danismanligi boyunca ,Alman silah fabrikalarina Osmanli ordusu tarafindan ilk yuklu siparisleri verdirmek icin didindi durdu.Zamanla Osmanli ordusu Alman silah fabrikalarinin en iyi musterisi olacaktir. Almanya'dan silah ithalati ozellikle Von der Goltz'un gelisinden sonra daha da artacaktir.

    VON DER GOLTZ DONEMI

    Kaehler'in olumunden sonra padisah, Calmon Von der Goltz'u olaganustu yetkilerle Alman reform gurubunun basina getirdi.Bilgili bir asker olmasina ragmen Alman Genel Kurmayinda pek sevilmeyen Goltz , daha cok maddi sebeplerle bu gorevi kabul etti.Goltz'un bu yeni gorevi,seferberlik, yiginak, hareket planlari , harita ve genc kurmay subaylarin egitimi konularini kapsiyordu.Goltz'un calismasi Turkiye'de onemli engellere karsilasti.Yabanci bir uzmana ne kadar yuksek rutbe ve unvanlar verilsede guven tam degildi.

    Bununla beraber, Goltz oncelikle genc subaylarin egitiminde etkin rol oynadi.Bunun yaninda gorevini siyasioyunlari icin cok iyi kullanan Goltz Osmanli ordusunun durumunu, hukumetteki siyasi gelismeleri aciktan aciga Alman Genel Kurmayina ve Dis isleri bakanligina gunu gunune rapor ediyordu. Reformcularin icinde ,Osmanli ordusunu en iyi tanimayi basaran ve Osmanli komutanlarini etkileyebilen tek kimse oldugu anlasilan ,Goltz'un kaleme aldigi sayisiz islahat lahiyasi uygulamaya kondugunda daima onemli silah siparisleriyle sonuclaniyordu.

    1877 yilinda Von der Goltz'un da bulundugu bir komisyon tarafindan hazirlanan reform prorami , ordunun Alman silahlariyla donatilmasini ongoruyordu.Osmanli devletinde bulunan bu Alman subaylarinin basarilari tartisma konusu olmasina , hatta bunlarin geri cekilmesi fikri bizzat kendi hukumetleri tarafindan sik sik ileri surulmesine ragmen,Alman subaylarindan bosalacak yerlerin diger ulkeler tarafindan doldurulacagi ve boylece Osmanli pazarlarinin baskalarina kaptirilacagi endisesi karsisinda bu dusunce hic bir zaman gerceklestirilememistir.

    Goltz'un Turkiye'deki mirasinin korunmasi Alman askeri ateselerine kaldi. Von Morgen, Von Strempel,Von Lossow gibi askeri ateseler ve deniz atesesi Human, yalniz Turk ordusu ve donanmasi hakkinda ,rapor verme gorevini yerine getirmekle kalmadilar. Ayni zamanda Almanlrin elinde bulunan makamlarin isgalini buyuk bir gayretle gozettiler, yeni makamlar yaratmaya calistilar. Alman endustrisi icin her turlu silah siparisleri yaratmakta cok etkili oldular ve daha sonra Genc Turk ihtilalinden sonrada onder kisilerle dogrudan baglanti kurdular.

    SONUC

    Alman uzmanlarinin Osmanli ordusunda karsilastiklari guclukler ve basarisizliklar bir olcude onlarin kendi yeteneksizliklerinden bir olcude de Osmanli subaylarinin tutumundan ileri gelir.Ordu butun takviye ve cabalara ragmen,1909'a kadar dogru durust bir manevra ve talim yapamamistir. Alman uzmanlarinin Osmanli ordusunda forev almalari dolayisiyla karli cikan tarafin Almanya oldugunu soyleyebiliriz.Almanlar'in 1890'larda ele gecirmeye basladiklari Osmanli pazarlarindaki ustunlukleri giderek gelismis ve I.Dunya savasi arifesinde bir tekel konumuna donusmustur.Ayrica Alman firmalarida bu subaylarin kendileri icin yaptiklari hizmetler karsisinda zaman zaman minnettarlik duygularini aciklamaktan geri kalmamislardir.Alman subaylarinin cabalariyla Osmanli ordusuna yerlesen Alman sistemi sayesinde Alman silah sanayii buyuk kazanclar saglamis, Almanya'da kendi subaylari tarafindan egitilmis ,kendi silahlariyla donatilmis kiymetli bir muttefik kazanmistir.

    ER˜C VON ZURCHER, Modernlesen Turkiye'ni Tarihi, (Ist ,1938), p.124

    ZURCHER , A.g.e., p.124

    TANILLI, A.g.m., p.518

    BOZDEMIR , A.g.e., p.66

    SULTAN ABDULHAMID, Siyasi Hatiratim, (Ist.1954), p.120

    SULTAN ABDULHAMID, A.g.e., p.121.

    JEHUDA LOTHER WALLACH,Bir Askeri Yardimin Anotomisi, (Ank.,1981),p. 24

    WALLACH, A.g.e., p.26

    ORTAYLI, A.g.e., p.53.

    WALLACH, A.g.e., p.25

    WALLACH, p.39.

    OZGULDUR, A.g.e., p.13

    ORTAYLI, A.g.e., p.61.

    1- II.ABDULHAMID, Siyasi Hatiratim, Dergah Yay.,(Ist.,1984).

    2- CAFEROGLU,Ahmet. Tarihte Turk Askeri Benligi, Turk Tarih Dergisi,(Ist.,1964)

    3- KARAL,Enver Zya.Osmanli Tarihi, c.VIII.(Ankara,1962)

    4- BOZDEMIR, Mevlut.Turk Ordusunun Tarihsel Kaynaklari, (Ankara, 1982)

    5- ORTAYLI,Ilber. II.Abdulhamid Doneminde Osmanli Imparatorlugu'nda Alman Nufuzu, (Ank.,1981)

    6- WALLACH,Jehuda Lother.Bir Askeri Yardimin Anotomisi, Genel Kurmay Baskanligi Yay.,(Ank.,1981)

    7- IMBERT,Paul.Osmanli Imparatorlugu'nda Yenilestirme Hareketleri, Hovass Yay. (Ist., 1981)

    8- ONSOY, Rifat. IX. Turk Tarih Kongresi,"Osmanli Imparatorlugu'ndaki Alman Subaylari ve Alman Silah Sanayinin Cikarlari, (Ist., 1981)

    9- ONSOY,Rifat. Osmanli Alman Iktisadi Faaliyetleri, (1871-1914), (Ist.,1982)

    10- TANILLI Server. Ordu ve Demokrasi, ( Ist., 1992)

    11- OZGULDUR, Yavuz. Turk Alman Iliskileri,( Ankara, 1993.)