Sözlü Kompozisyon Türleri
- Hazırlıklı Konuşmalar
|
Hazırlıklı
konuşmalarda dikkat edilmesi gereken hususlar
Konuşma Planı
Hazırlıklı konuşma çeşitleri
Bir
topluluk karşısında yapılan sunuş konuşmaları hazırlıklı
konuşmalardır. Bir topluluğa hitabeden konuşmalar siyasî,
hukukî, ilmî yahut akademik, dinî, ticarî vb.
gibi hangi türden olursa olsun hepsinde de dinleyici
grubunu göz önüne alarak uygun
bir konu seçmek ve bu konuda bir konuşma planı hazırlayarak
hazırlık yapmak şarttır.
Bir dinleyici grubuna hitaben yapılacak sunuş konuşmasında başarılı
olabilmek için güzel konuşma kurallarına uyulmalı ve aşağıda
sıralananlar da göz önünde bulundurulmalıdır:
1. Konuşmayı kimler dinleyecek?:
Belli bir gruba hitap edecek konuşmacı için (radyo dinleyicileri
ve televizyon seyircileri dikkate alınmazsa) konuyu tespit etmeden
önce yapılması gereken ilk iş dinleyicilerin kim olacağını
bilmektir. Çünkü konu buna göre seçilecek ve konuşma hazırlığı
dinleyicilerin özelliğine göre yapılacaktır. Dinleyicilerin azlığı
veya çokluğu, cinsiyetleri, eğitim durumları, yaşları, ilgi
alanları, sosyal çevreleri gibi etkenler konunun seçilmesinde ve
hitap tarzının tespitinde önemlidir. Bir meslek grubuna ait
insanların meydana getirdiği dinleyici topluluğuna yapılacak
konuşmayla kapalı spor salonunda halka hitaben yapılacak bir
konuşma aynı tarzda sunulamaz.
2. Konunun tespiti:
Dinleyicilerin kim olacağı tespit edildikten sonra sıra
konunun seçilmesine gelir. Konuyu, programı hazırlayanlar tespit
edebileceği gibi konu seçimi konuşmacıya da bırakılabilir.
Seçilecek konu, her şeyden önce konuşmacının ilgi alanı içinde
olmalıdır.
3. Konuşma plânının çıkarılması ve konunun
hazırlanması:
Hazırlıklı konuşmanın tarihi, saati, yeri ve dinleyici grubunun
kimlerden oluşacağı önceden bilindiği için konuşma metninin
hazırlığı aşağıda verilen plân örneğine uygun olarak yapılır.
Hazırlık aşamasında konunun ilgi çekici bir tarzda, dinleyenleri
sıkmayacak şekilde, amaca uygun, kaynaklardan geniş ölçüde
yararlanılarak konuşmanın türüne göre etraflıca hazırlanmasına
özen gösterilir.
|
|
|
|
| PLANIN
BÖLÜMLERİ |
SORULAR |
SUNUŞ |
| a)Seslenme
bölümü |
Kime
hitap edilecek? |
Sayın...(sevgili,
kıymetli,...) |
| b)
Giriş bölümü |
Konu
nedir? |
Konunun
özü:....... |
| c)
Gelişme bölümü |
Konu
hangi görüşlerle açıklanacak? |
Görüşler:
1. ...........
2. ............
Örnekler:............ |
| d)
Sonuç bölümü |
Sonuç
nedir? |
Ana
fikir:.............. |
Sunuşun özgün olması ve tekrara düşmemek için konuyla ilgili olarak
(varsa) daha önceden yapılan konuşmaların metinleri
incelenmelidir. Dinleyiciler ve konuşma süresi göz önünde
bulundurularak değişik kaynaklardan kapsamlı bir hazırlık mutlaka
yapılmalıdır. Hazırlık aşamasında alınan notlar ve yararlanılacak
kaynaklar, konuşma plânına göre sıraya konulmalıdır.
Konuşmacı ne kadar tecrübeli olursa olsun, konuşma plânını ihmal
etmemeli, sunuş sırasında yararlanacağı notları ve diğer
malzemeleri konuşmanın yapılacağı yere getirmeyi unutmamalıdır.
4. Hazırlığın denenmesi:
Konuşma metnine son şeklini veren konuşmacı, düşüncelerinden ve
uyarılarından yararlanacağı biri huzurunda konuşmasını birkaç kez
denemelidir. Bu arada konuşmanın ne kadar sürdüğü de mutlaka
tespit edilmeli, dinleyenin tavsiyeleri de dikkate alınmalı son
düzeltmeler buna göre yapılmalıdır. Deneyimli konuşmacılar buna
ihtiyac duymayabilirler.
Konunun gereği olarak bazı terimler veya yabancı kelimeler konuşma
metninde yer alıyorsa sunuş sırasında gülünç duruma düşmemek için
bunların doğru söyleyişleri mutlaka öğrenilmelidir.
5. Sunuştan önce yapılması gerekenler:
Konuşmanın çeşidine göre sunuş sırasında kullanılabilecek birtakım
istatistikler, raporlar, kupürler vs. varsa konuşmacı bunları
yanında bulundurmalıdır.
Konuşmanın yapılacağı yeri önceden görmekte yarar vardır. Kürsüye
nereden gelinecektir, giriş ve çıkış nereden yapılacaktır, kapalı
bir yerde konuşma yapılacaksa ışık düzeni nasıldır, sunuş
sırasında birtakım araç ve gereçlerden faydalanılacaksa bunlar
hazır ve çalışır durumda mıdır, ses düzeni nasıldır... gibi
soruların cevaplarını bilmek konuşmacıyı rahatlatacaktır.
Sunuş sırasında dinleyicilerin dikkatini dağıtabilecek (sürahi,
çanta, çiçek vb. gibi) fazlalıklar kürsüden uzaklaştırılmalıdır.
Konuşmanın yapılacağı yerde dinleyenlerin dikkatini çekecek eşya
olmamalıdır.
Sunuş yapılırken kürsünün yanında veya arkasında bulunan kişiler
dinleyicilerin dikkatini dağıtacağı için buna izin verilmemelidir.
Büyük bir salonda, sayıca az dinleyici grubuna hitap edilecekse
önceden tedbir alınarak dinleyicilerin salonun ön tarafına
toplanmaları sağlanmalıdır.
Konuşmacı, kılık kıyafetin önemini ihmal etmeyip sade bir kıyafetle
vaktinden önce sunuş yapacağı yerde hazır olmalıdır. Kürsüye davet
edilmeden önce (varsa) hitapta bulunacağı protokolün orada olup
olmadığını bilmelidir. Plânlandığı hâlde protokolden gelmeyenler
varsa konuşma başında bunların adı söylenmeden geçilmelidir.
Dinleyenlerin üzerindeki etkiyi artırmak için konuşmacıyı bir
başkası kürsüye davet etmelidir.
6. Sunuş:
Bu davetten sonra konuşmacı kürsüye canlı adımlarla
gelmelidir. Topluluk karşısına düzgün bir kıyafetle çıkan
konuşmacının dış görünüşünde (yüzünde, bakışlarında,
tavırlarında), sesinde konusunu iyi anlatabilme heyecanı ve güzel
konuşma isteğinin sezilmesi dinleyenleri olumlu etkileyecektir.
Bu sebeple dinleyiciler karşısında rahat olmalı, (kravat
düzeltmek, tespih çekmek, elini cebine sokmak, düğmelerle veya
mikrofonla oynamak gibi) dikkat dağıtıcı hareketlerden
sakınmalıdır. Kısaca söylemek gerekirse, konuşmacı kılığıyla,
kıyafetiyle, duruşuyla dinleyiciler üzerinde olumlu bir etki
bırakmalıdır.
Konuşma plânındaki sıraya göre sunuş yapılırken aşağıdaki hususlara
da dikkat edilmelidir:
a) Söze “Biraz başınızı ağrıtacağım, kusura bakmayın. Aslında
içinizde bu konuyu benden daha iyi bilenler var ama görev bana
verildi. Bildiğim kadarıyla anlatmaya çalışayım.” gibi,
konuşmanın etkisini azaltacak ifadelerle başlamamak gerekir.
Hitaptan sonra konuşmayı düzenleyenlere ve dinleyenlere teşekkür
etmek saygının, nezaketin bir gereğidir.
b) Konuşmacı sakin ve rahat olmalı, gereksiz hareketlerden
sakınmalıdır.
c) Sesi daha iyi kontrol edebilmek için nefes düzenli alınmalıdır.
Ses düzeneğine nefeslenme sesi karışmamalıdır.
d) Ses tonu dinleyenlerin ilgilerini canlı tutacak şekilde konuya
göre ayarlanmalı; konu, ses, söyleyiş, jest ve mimikler uyum
içinde olmalı; etkiyi artırmak için birbirini tamamlamalı; vurgu
ve tonlamanın yerinde ve doğru yapılmasına özen göstermelidir.
Konuşmanın konusu ne olursa olsun sürekli aynı tonda konuşmak,
konuyu aynı düzeyde genişletmek, dinleyicileri yoracağı için
hazırlık aşamasında plânlandığı şekilde araya heyecan unsurları
katmak, konuya uygun nükte, fıkra, hatıra veya küçük bir hikâye
anlatmak uygun olabilir.
e) Sunuşta göz irtibatı çok önemlidir. Konuşma sırasında
dinleyenlerin gözlerinin içine bakmamak genellikle çekingenliği
ifade ettiğinden konuşmanın etkisini oldukça azaltır. Ayrıca,
dinleyiciler düşüncelerini, söylenenlere katılıp katılmadıklarını,
sorularını, yorulduklarını... yüksek sesle ifade etmeseler de bunu
tavırlarına, bakışlarına yansıtırlar. Konuşmacı dinleyicileri
gözleyerek onların tepkilerini kontrol etmeli ve konuşmasını buna
göre ayarlamalıdır.
f) Samimî, saygılı ve hoşgörülü olmalı, başkalarını kıracak
ölçüsüzlüklere, kaba sözlere ve argoya yer vermemelidir.
g) İyi bir giriş ve iyi bir sonucun konuşmanın en etkili bölümleri
olduğu unutulmamalıdır.
h) Konuşmacı kendisine ayrılan süreye uymaya özen göstermeli,
sorulacak sorulara açık, kısa ve kesin cevaplar verilmelidir.
Konuşma kurallarını ve sunuş sırasında dikkat edilmesi gerekenleri
böylece özetledikten sonra hazırlıklı konuşma çeşitlerine
geçebiliriz:
Bir dinleyici grubuna belli bir düşünceyi, bir duyguyu aşılamak;
önemli açıklamalarda bulunmak için yapılan coşkulu konuşmalara
nutuk denir. Nutuk siyasî, içtimaî, millî, ahlâkî,
hukukî, askerî olabilir. Nutuktan amaç heyecanlandırarak bir
düşünceyi aşılamaktır.
Nutuk, herkesin anlayabileceği, herkesin heyecan duyabileceği bir
yalınlık, açıklık taşımalıdır. Nutuktan beklenen sonucun alınması
öncelikle konuşmacının düşüncelerine kendisinin inanmasına
bağlıdır. Anlattıklarına inanmayan, içten konuşmayan hatibin
dinleyicilere bir fikir aşılaması onları heyecanlandırması mümkün
değildir.
Victor Murdock’un “Söze iyi başlayın, iyi bitirin, arasını neyle
doldurursanız doldurun.” sözü, nutukta özellikle giriş ve
sonuç bölümünün önemli olduğunu göstermesi bakımından dikkat
çekicidir.
“Gençliğe Hitabe”
ile biten Atatürk’ün Nutuk’u bu türün en başarılı
örneklerinden biridir.
KONFERANS
Alanında uzman birinin bir konu hakkında, duygu ve düşüncelerini
açıklamak, öğretmek amacıyla yaptığı hazırlıklı konuşmaya
konferans denir. Konferansçı istediği konuyu anlatabilir.
Konferanslar daha çok bilimsel konularda verilmekle birlikte
güncel konularda da verilebilir. Konferanstan amaç dinleyenleri
coşturmak veya onlara bir fikir aşılamak değil, dinleyicileri
belli bir konuda bilgilendirmektir.
Konferansta anlaşılması güç cümleler kurulmamalı, teknik kelimelere
çok yer verilmemeli, kitabî bir üslûpla konuşulmamalı;
tekdüzelikten sakınılmalıdır. Bolca verilen örnekler dinleyenlerin
hayatından alınmalı, ses çok iyi kontrol edilerek yerine göre
vurgu ve tonlamalar yapılmalı, mümkün olduğu kadar konuşma diline
yaklaşılmalıdır.
Konferans şöyle bir plânla sunulabilir:
1.
Seslenme
2.
Konferansın amacı
3.
Konunun kısaca özeti
4.
Sorulabilecek soruların cevapları
5.
Sonuca götüren açıklamalar
6.
Sonuç
MÜLÂKAT
(GÖRÜŞME)
Kendi alanının uzmanı ünlü kişileri etraflıca tanıtmak veya toplumu
ilgilendiren önemli bir konuyu aydınlatmak üzere uzmanlarla (veya
ünlülerle) yapılan görüşmelerin aktarıldığı gazete yazılarına
mülâkat (görüşme)
denir. Bu
yönüyle mülâkat, yazılı kompozisyon türlerindendir. Ancak
günümüzde gazetelerden çok radyo ve televizyonlarda (çoğunlukla da
canlı olarak) yapılan mülâkatlar ilgi çekmektedir.
Mülâkatlar
genellikle şu plâna göre hazırlanır (veya yapılır): Görüşülecek
kişiyle mülâkat için yer ve zaman belirlenir. Mülâkatı yapacak
kişi konuşacağı konuyla ilgili olarak iyi bir hazırlık yapar. Bu
arada muhatabına soracağı soruları yazar ve bunları bir sıraya
kor. Görüşmeye başlamadan önce kendisini tanıtır, muhatabı
üzerinde iyi bir etki bırakmak için önceden hazırladığı giriş
konuşmasını yapar. Konuyu kısaca özetleyerek sorularını sormaya
başlar. Bu sorular okuyucuların veya dinleyicilerin merak ettiği,
o güne kadar bilinmeyen yönlere ait ve ilginç olur. Usulüne uygun
sorularla öğrenilmek istenilenler, mülâkat yapılan kişiyi zor
durumda bırakmadan ustalıkla alınır. Görüşme tamamlandıktan sonra
önceden hazırlanan güzel ve etkili sözler söylenir.
Günümüzde
mülâkatlar stüdyoda veya başka mekânlarda kameralar (veya
mikrofonlar) önünde yapıldığı için bu türdeki görüşmeler
gazetelerde veya dergilerde genellikle yer almaz. İstenirse bu
görüşmeyi yazıya aynen aktarmak da mümkündür. Bu durumda görüşülen
kişi ve yer tanıtılır, konu belirtilir, sorulan sorular ve alınan
cevaplar yazılır. Mülâkat metninin soru cevap şeklinde
düzenlenmesi de mümkündür.
Mülâkatta
kararlaştırılan konunun dışına çıkılmaz, özel görüş ve yorumlara
yer verilmez, ayrıntıya girilmez. Dilin açık ve sade olmasına özen
gösterilir.
Görüşme
(mülâkat) bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapmak amacıyla
da yapılabilir. Böyle bir görüşmede başarılı olmak için
aşağıdakilerin bilinmesinde yarar vardır:
1. Mülâkat için
yer ve zaman belirtilmemişse mutlaka randevu alınır ve görüşmeye
vaktinde gidilir.
2. İyi bir
kıyafetin en iyi tavsiye mektubu olduğu unutulmaz. Aşırılıktan
kaçmak kaydıyla görüşmeden önce kılık kıyafet düzeltilmelidir.
Komisyonun mülâkat yapılacak kimse hakkında ilk izlenimlerinin
kılık kıyafetle ilgili olacağı bilinmelidir.
3. İçeri
girdikten sonra komisyon, selâmlanmalı, kişi kendini tanıtmalı ve
soruları cevaplamaya hazır olduğunu belirtmelidir.
Mülâkat sözlü
sınav olmadığı için cevaplanamayacak bir soru sorulmayacaktır. Bu
sebeple rahat olunmalı ve kişi kendine güvenmelidir. Komisyon
üyelerinin aday hakkında “kılığıyla kıyafetiyle, saygısıyla,
güveniyle, işe ilgisiyle, konuşmasıyla, görgüsüyle bizim
istediğimiz niteliklere sahip bir personel adayı” şeklinde
düşünmeleri sağlanmalıdır.
4. Sorular
dikkatle dinlenmeli ve sadece sorulanlar cevaplanmalı, söz
gereksiz yere uzatılmamalıdır. Bu arada tuzak sorular
sorulabileceği de hesaba katılarak temkinli konuşulmalıdır.
Konuşma
kurallarına mümkün olduğu kadar uyulmaya çalışır. Çünkü komisyon
üyeleri adayı konuştururken konuşmada açıklık, anlatım ve ikna,
anlama ve idrak kabiliyeti, zihnî kıvraklık, kendine güven ve
tolerans gibi ölçütlerle değerlendirme yapacaklardır.
5. Görüşme
tamamlandıktan sonra teşekkür edilir ve iyi dileklerle oradan
çıkılır.
TARTIŞMA
Bir grubu (veya çoğunluğu) ilgilendiren, daha önceden belirlenen
bir konu hakkında farklı düşünceleri olan kişilerin konuyla ilgili
görüşlerini açıklamak, konuyu (veya sorunu) çözmek, muhatabın
zayıf yönlerini aramak amacıyla bir araya gelerek yaptıkları
karşılıklı konuşmaya tartışma denir.
Tartışma konusu; üzerinde konuşmaya ve araştırma yapmaya değer
nitelikte olmalı, kanıtlanmış konular üzerinde ısrar edilmemeli,
normal bir ses tonuyla konuşulmalı, saygılı olunmalı, dedikodu
etmekten, bağırıp çağırmaktan, konu dışına çıkmaktan ve konuşanın
sözünü kesmekten kaçınılmalıdır.
“Tartışmadan beklenen; gerçeği aramak, gerçeğin aydınlattığı
hareket yolunu seçmektir. Söz cambazlıklarının, körü körüne
direnmelerin, içten pazarlıklı propagandaların, duygusal
çıkmazların gerçekleri kararttığı bir yerde tartışmadan beklenen
faydalar derlenemez.
...Sakin konuşan, soğukkanlılıkla cevap veren, söylenecek sözü
olmadığı zaman susmasını bilen, konuşurken kendine güvenç duyan
bir kimse her çeşit konuşmada başarı gösterir. ”
Tartışmaları bir başkan yönetir. Tartışmada başkanın görevlerini
hatırlayarak başkana yardımcı olmakla bir anlamda tartışmanın
kurallarına da uyulmuş olunur.
Tartışmalarda başkanın görevleri
1.
Konuyu özellikleri ve sınırlarıyla dinleyicilere belirtmek.
2.
Konuşmacıları dinleyicilere tanıtmak.
3.
Tartışmayı başlatmak.
4.
Konuşmacıların konu dışına çıkmalarını engellemek.
5.
Herkese eşit konuşma süresi vermek.
6.
Konuşmacılara yerine göre sorular yöneltmek.
7.
Tarafsız olmak.
8.
Tartışma kurallarına uymayanları uyarmak.
9.
Kısa özetler yaparak konuyu toparlamak.
10. Tartışmanın sonucunu açıklamak.
Bir dinleyici grubu önünde yapılan münazara, açık oturum, panel,
forum ve bilgi şöleni toplu tartışma çeşitlerindendir.
MÜNAZARA
Birer cümle hâlinde ifade edilen bir tezle antitezin, iki grup
arasında bir hakem heyeti -jüri- huzurunda tartışıldığı
konuşmalara münazara denir. Tartışmalarda yarışma
kaygısı olmadığı hâlde, münazaralar birer fikir ve söz
yarışmasıdır.
Tartışmalar için geçerli olan kurallar münazaralar için de
geçerlidir.
Bir başkan yönetiminde, jüri önünde yapılan münazarada gruplardaki
konuşmacı sayısı bir ile dört arasında değişebilir. Her grup kendi
grup sözcüsünü (veya başkanını) önceden belirler. Münazaranın
uygulanış şekilleri arasında küçük farklılıklar olmakla birlikte
grup sözcüleri sırasıyla gruptaki arkadaşlarını tanıtırlar ve
konuyu hangi yönlerden ele alacaklarını belirtirler. Daha sonra
grup üyeleri konuşmalarını yaparlar. Son olarak sözcüler
savunmalarını yaparak münazarayı bitirirler. Jüri, konuşmacıların
hazırlıklarını, savunmalarını ve konuşmadaki başarılarını göz
önünde bulundurarak bir değerlendirme yapar ve galip tarafı ilân
eder
BİLGİ ŞÖLENİ
Bir konunun çeşitli yönleri üzerinde, aynı oturumda, konunun uzmanı
değişik kimseler tarafından (çoğunlukla akademik konularda)
yapılan seri konuşmalara bilgi şöleni (sempozyum)
denir.
Bilgi şöleni, diğer konuşma türlerine göre daha ilmî ve ciddî bir
sohbet havası içinde geçer. Konuşmacılar, konuyu kendi ilgi
alanları açısından ele alırlar. Meselâ, Yunus Emre konulu
bir bilgi şöleninde konuşmacılardan biri onun yaşadığı dönemdeki
siyasî gelişmeleri ele alırken bir başkası Yunus Emre’nin
şiirlerindeki insan sevgisinden bahsedebilir.
Bilgi şöleninden amaç, konuyu tartışmak değil, uzmanları tarafından
olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirilen konuya bir çözüm
üretmektir. Konuşmaların sonunda oturum başkanı, konuyu özetler ve
çıkan sonucu dinleyicilere aktarır.
Bilgi şölenini, oturum başkanı yönetir. Konuşmacı üyelerin sayısı
üç ile altı arasında değişebilir. Üyelerin konuşma süreleri
genellikle beş dakikadan az, yirmi dakikadan çok olmaz. Bilgi
şöleni, konunun önemine ve uzunluğuna göre oturumlar hâlinde, ayrı
salonlarda birkaç gün boyunca da sürebilir. Bu nitelikteki
konuşmalar genellikle akademik konularda olur.
AÇIK OTURUM
Geniş halk kitlelerini ilgilendiren bir konunun, uzmanlarınca bir
başkan yönetiminde dinleyici grubu önünde tartışıldığı konuşmalara
açık oturum denir. Açık oturum, büyük bir salonda
dinleyiciler önünde yapılabileceği gibi stüdyoya davet edilen
dinleyiciler önünde veya dinleyici grubu olmadan da radyoda ya da
televizyonda yapılabilir.
Konuşmacı sayısının üç veya beş kişi olarak tespit edildiği açık
oturumlarda başkan önce konuyu açıklar, sonra konuşmacıları
tanıtır ve sırayla söz verir. Başkanın konu hakkında bilgi sahibi
olması gerekir. Başkan, sırasıyla ve dönüşümlü olarak
konuşmacılara sorular yöneltir, gerektiğinde kısa bir
değerlendirme yapar. Tartışma boyunca tarafsız olmak,
konuşmacılara verilen süreyi dengeli bir şekilde ayarlamak,
tartışma kurallarının dışına çıkılmasını engellemek başkanın
görevleri arasındadır.
Açık oturumun süresi konuya göre ayarlanmalıdır.
PANEL
Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası
içinde, uzmanları tarafından tartışıldığı konuşmalara panel
denir. Açık oturum ile panel özellikleri yönüyle birbirlerine çok
benzerler. Hatta bazı kitaplarda panel ile açık oturum aynı
konuşma türü olarak verilir. Arada sadece üslûp farkı vardır.
Panelden amaç bir konuda karara varmaktan ziyade sorunu çeşitli
yönleriyle aydınlatmak, farklı görüşleri, farklı anlayışları
ortaya koymaktır.
Panelde de bir başkan bulunur. Konuşmacı sayısı 3 ile 6 arasında
değişebilir. Konuşmacılar, uzmanı oldukları konunun ayrı birer
yönünü ele alırlar. Konuşmalar, açık oturumda olduğu gibi
başkanın verdiği sıraya ve süreye göre yapılır.
Panelin sonunda, dinleyiciler panel üyelerine soru sorabilirler.
Tartışma dinleyicilere de geçerse o zaman tartışma, forum şekline
dönüşür.
FORUM
Bir başkanın yönetiminde, toplumu ilgilendiren bir konuda, farklı
gruplardan oluşan dinleyicilerin söz sırası alarak konuşma
kuralları içerisinde yaptıkları tartışmalara forum
denir.
Forum, panelin devamında yapılacaksa başkan, panelin süresini bir
saat, forumun süresini de yarım saat olarak sınırlayabilir. Bu
durumda panelden sonra forum yapılacağı konuşmalara başlanmadan
duyurulmalıdır.
Forum, toplu tartışmaların başlı başına bir çeşidi sayılmamakla
birlikte, dinleyicilerin konu üzerinde daha aktif ve farklı bakış
açılarıyla düşünmelerini sağlar. Foruma davet edilen uzmanların
görüşlerine de müracaat edilerek ortaya çıkabilecek yanlış
anlayışların önüne geçilir.
Esasen forumdan amaç belli kararlara varmak değil, konuyu değişik
anlayışlarla, farklı boyutlarıyla ortaya koymaktır.
Forumda söz alan dinleyiciler, konuyla ilgisi olmayan özel
sorunlarına değinmemelidir. Sorular kısa, açık ve net olmalı,
tartışma saygı kuralları içerisinde, kırıcılıktan uzak, samimî bir
hava içerisinde yapılmalı, tartışmadan beklenen amaca yardımcı
olunmalıdır.
SEMİNER
Herhangi bir konuyla ilgili yapılan araştırma sonuçları hakkında
bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışma amacıyla birkaç
yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantılara seminer
denir.
Üniversitelerde bir öğretim üyesinin denetimi altında genellikle
yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yaptıkları araştırmalarla
ilgili rapor hazırlama; tartışma biçiminde yönetilen grup
çalışmaları da seminerdir. Süresi konuya bağlı olarak değişen
seminerler, genellikle akademik özellik taşırlar.
|