Noktalama
İşaretleri ve Uygulaması
|
Nokta
(.)
Virgül (,)
Noktalı Virgül (;)
İki Nokta - Üç Nokta
Duygu
ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama
noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu
ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan özel işaretlere noktalama
işaretleri denir. Noktalama işaretleri, anlamı aydınlatır, yanlış
anlaşılmaların önüne geçer, okumayı kolaylaştırır.
1.
Cümlenin sonuna konur: Türk
Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. Türk’üm.
2.
Kısaltmaların sonuna konur: Prof.,
Cad., T.(Türkçe), Ar. (Arapça).
Ancak,
bazı kısaltmalardan sonra nokta kullanılmaz: TDK
(Türk Dil Kurumu), TBMM, cm (santimetre), g (gram), l (litre).
3.
Sayılardan sonra sıra bildirmek için kullanılır:
3.(üçüncü), II. Mehmet, 2. Cadde, 20. Sokak, XV. yüzyıl.
4.
Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra
kullanılır:
I.
1.
A.
a.
II.
2.
B.
b.
5.
Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları
birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453,
29.X.1923.
Tarihlerde
ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce
ve sonra nokta kullanılmaz: 29
Mayıs 1453.
6.
Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için
konur: Tren
09.15’te kalktı.
Saat
ve dakika sayılarını ayırmak için kesinlikle iki nokta işareti
kullanılmaz.
7.
Bibliyografik künyelerin sonuna konur:
Agâh
Sırrı Levend, Türk Dilinde
Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara, 1960.
8.
Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar
arasına konur:
16.551.000, 22.465.660.
9.
Matematikte çarpı işareti yerine kullanılır:
4.5=20.
1.
Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları
arasına konur:
Fırtınadan,
soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık
ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (H. Edip, Kalp Ağrısı)Sessiz dereler,
solgun
ağaçlar, sarı güller
Dillenmiş ağızlarda
tutuk dilli gönüller. (F. Nafiz)
2.
Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır:Umduk,
bekledik, düşündük. Geldim, gördüm, yendim.
Fakat
yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya
biner, kimse kendisine dikkat etmez.(F. Rıfkı Atay, Denizaşırı)
3.
Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra
konur:
Binaenaleyh,
biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade
ederiz. ( Atatürk)
4.
Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri
belirtmek için konur:
Saniye
Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz,
hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan
fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Y.
Kadri, Panoroma)
5.
Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için
konur:
Şimdi,
efendiler,müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.
(Atatürk)
6.
Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına
konur:
Akşam, yine akşam,
yine akşam,
Göllerde bu
dem bir kamış olsam!
(Ahmet Haşim)
İkilemelerde
kelimeler arasına herhangi bir işaret konmaz.
7.
Tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerden sonra konur:Datça’ya
yarın gideceğim, dedi.
8.
Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik
bildiren hayır, yok, yoo,
evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle,
haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki,
gideriz. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.
Evet,
kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.
9.
Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla
yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek
için kullanılır:
Bu,
tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.
(Halit Ziya Uşaklıgil)
Bu
gece, eğlenceleri içlerine sinmedi.
(Reşat
Nuri Güntekin)
10.
Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:
Efendiler,
bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Atatürk)
Sayın
Başkan,
Sevgili
kardeşim,
11.
Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:
Selçuk
Üniversitesi Rektörlüğüne,
12.
Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur:
Konya,
25 Eylül 2000
13.
Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur:
38,6 (otuz sekiz tam onda altı).
Sayıların kesirli kısımları ayırmak için
araya nokta işareti konmaz. Bu şekildeki sayılar usulüne göre
okunmalıdır:
6,7 (altı onda yedi).
14.
Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden
sonra konur:
Atay,
Falih Rıfkı, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938.
Metin
içinde ve,
veya, yahut
bağlaçlarından önce de
sonra da virgül konmaz.
1.
Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları
birbirinden ayırmak için konur: Erkek
çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci,
Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.
2.
Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden
ayırmak için konur:
Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak,
kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne
gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur,
gelmese de.
3.
Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için
konur: Türkiye,
İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.
4.
Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse
vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur:
Halis
bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.
(Yahya Kemal
Beyatlı)
Bir
millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da
kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça, o millet yaşıyor
demektir.
(N. Atsız)
Sıralı
cümleler arasında ancak,
fakat, çünkü vb.
cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül,
noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki
tercihiyle ilgilidir.
1.
Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî
Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım:
Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin
Yurdakul, Ali Canip Yöntem.
Yeni
harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile
yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih
Rıfkı Atay, Çankaya)
2.
Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:
Bu
kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi:
Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır.
(Atatürk)
Derler: İnsanda
derin bir yaradır köksüzlük;
Budur âlemde
hudutsuz ve hazin öksüzlük (Yahya Kemal)
3.
Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına
konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi
Gök Kubbemiz.
4.
Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır:
a:ile, i:cat.
5.
Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin
adından sonra konur:
Bilge
Kağan: Türklerim,
işitin!
Üstten gök çökmedikçe
alttan yer delinmedikçe
ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?
Koro:
Göğe erer başımız
başınla senin!
Bilge
Kağan: Ulusum
birleşip yücelsin diye
gece uyumadım, gündüz oturmadım.
(A. Turan
Oflazoğlu)
6.
Matematikte bölme işareti olarak kullanılır:
56:8=7.
1.
Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:
Ne
çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu
da, bu yanı...
(Tarık
Buğra, Dönemeçte)
2.
Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak
istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: Kılavuzu karga
olanın burnu b...tan çıkmaz.
B...,
7 Nisan (Reşat Nuri
Güntekin, Çalıkuşu)
3.
Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin
yerine konur:
Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé’nin
mısraını hatırladı: “Meçhul bir felâketten buraya düşmüş...”
(A.
Hamdi Tanpınar, Huzur)
Alınmayan
kelime ve bölümlerin yerine parantez içinde üç nokta konması
da mümkündür.
4.
Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun
muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç
katmak için konur:
Karşı
sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular,
beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının
havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri...
(Ömer
Seyfettin, Bahar ve Kelebekler)
Gök
sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
(Faruk Nafiz Çamlıbel,
Sanat)
5.
Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:
Gölgeler
yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:
-Koca
Ali... Koca Ali, be!.. (Ömer
Seyfettin, Diyet)
6.
Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan
cevaplarda kullanılır:
―
Yabancı yok!
―
Kimsin?
―
Ali...
―
Hangi Ali?
―
...
―
Sen misin, Ali usta?
―
Benim!...
(Ömer
Seyfettin, Diyet)
Türk
imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz.
Uyarı:İki
nokta üst üste şeklinde bir adlandırma yanlıştır.
|